Kaygı, yaşamın doğal bir parçasıdır. Ancak çocuklarda kaygı düzeyi günlük yaşamı, okul başarısını, sosyal ilişkileri ve özgüveni etkileyecek boyuttaysa bu durum artık bir “kaygı bozukluğu” olarak değerlendirilebilir. Çocuklar bu kaygıyı çoğu zaman kelimelere dökemez; onun yerine “karnım ağrıyor”, “okula gitmek istemiyorum” ya da “ya annem gelmezse?” gibi ifadelerle dile getirirler. Özellikle belirsizlik karşısında aşırı huzursuzluk, ayrılık kaygısı, kalabalık ortamlarda gözle görülür çekilme ya da tekrar eden “ya kötü bir şey olursa?” düşünceleri, kaygının varlığını gösteren işaretler olabilir.
Kaygı bozukluğu yaşayan çocuklarda zihinsel yüklenme fazladır. Bu yüklenme, uyku sorunlarından dikkatin dağılmasına, özgüvenin azalmasından sosyal ilişkilerin zayıflamasına kadar birçok alanda domino etkisi yaratabilir.