DIR/Floortime Yaklaşımı Neyi Amaçlar?

İçerikler

DIR/Floortime Yaklaşımı Neyi Amaçlar?

DIR/Floortime yaklaşımı; çocukların duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimlerini kendi doğal ilgi alanları üzerinden desteklemeyi amaçlayan oyun temelli, şefkatli bir müdahale modelidir. Bu yaklaşım, çocuğun dünyasına katılarak onunla güvenli bir bağ kurmayı, çift yönlü iletişimi başlatmayı ve gelişimsel basamakları çocuğun kendi hızında, keyifle tırmanmasını sağlamayı hedefler.

Çocuğun Dünyasına Anlamlı Bir Dokunuş: DIR/Floortime Nedir?

Gelişimsel farklılıkları olan veya iletişim kurmakta zorlanan bir çocuğunuz varsa, muhtemelen internette saatlerce araştırma yapmış ve pek çok farklı terimle karşılaşmışsınızdır. Güncel 2026 sağlık mevzuatları ve pedagojik yaklaşımları ışığında, çocukların gelişimini desteklemek için artık onlara sürekli komut veren, mekanik ve ezbere dayalı sistemler yerine, çocuğu anlamaya çalışan yöntemler ön plana çıkmaktadır. İşte DIR/Floortime bu modern ve insancıl yaklaşımların en başında gelir.

İstanbul’da Öyküce Terapi olarak bizim de kalbine inandığımız bu yaklaşım, çocuğa “şunu yap, bunu söyle” demek yerine; “Seninle aynı halının üzerine oturuyorum, dünyayı senin gözünden görmeye çalışıyorum ve senin liderliğini takip ediyorum” demenin bilimsel adıdır. Amaç sadece çocuğun konuşmasını veya belli bir davranışı yapmasını sağlamak değil; çocuğun düşünmesini, problem çözmesini, empati kurmasını ve en önemlisi dünyayla sevgi dolu bir ilişki kurmasını sağlamaktır.

DIR Modelinin Üç Temel Sütunu

Bu yaklaşımın adında geçen “DIR” kelimesi, aslında sistemin felsefesini özetleyen İngilizce kelimelerin baş harflerinden oluşur. Bir çocuğun potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için bu üç sütunun birbiriyle uyum içinde çalışması gerekir:

  • D (Developmental – Gelişimsel): Her çocuğun ulaşması gereken altı temel duygusal ve bilişsel gelişim basamağı vardır (regülasyon, bağ kurma, iki yönlü iletişim vb.). Terapide amacımız, çocuğun şu an hangi basamakta olduğunu şefkatle tespit edip, onu zorlamadan bir üst basamağa taşımaktır.
  • I (Individual Differences – Bireysel Farklılıklar): Tıpkı bizim gibi her çocuğun dünyayı algılayış biçimi farklıdır. Kimi çocuk yüksek sesten rahatsız olurken kimi çocuk sürekli hareket etme ihtiyacı duyar. Bu yaklaşım, çocuğun duyusal işlemleme özelliklerini ve motor becerilerini benzersiz kabul eder ve süreci bu farklılıklara göre şekillendirir.
  • R (Relationship-based – İlişki Temelli): Bilişsel ve dilsel beceriler, sevgi dolu ve güvenli bir ilişkinin içinde filizlenir. Çocuğun ebeveynleri veya terapisti ile kurduğu o sıcak bağ, öğrenmenin ve gelişimin anahtarıdır.

“Bilişsel zeka (IQ) ve duygusal zeka, birbirinden bağımsız sistemler değildir. Çocuklar sayılardan, harflerden veya şekillerden önce; bir tebessümün ne anlama geldiğini, bir kucaklaşmanın hissini ve insanlarla etkileşime girmenin keyfini öğrenmelidir. Gerçek öğrenme, çocuğun içsel dünyasına saygı duyan ve onunla doğal bir oyun ortamında, duygusal olarak anlamlı bir ilişki kurulan anlarda gerçekleşir.”

Disiplinlerarası Gelişim ve Öğrenme Konseyi (ICDL) / Dr. Stanley Greenspan

Floortime (Yerde Oyun) Aşaması Gerçekte Nasıl Uygulanır?

Teorik kısmın pratiğe döküldüğü yer “Floortime” yani yerde oyun zamanıdır. İstanbul Öyküce Terapi merkezimizin sıcacık oyun odalarında, terapistlerimiz veya yönlendirdiğimiz ebeveynler kelimenin tam anlamıyla çocuğun seviyesine, yani yere inerler.

Floortime uygulamasının temel kuralı çocuğun liderliğini takip etmektir. Eğer çocuk o an sadece arabaların tekerleklerini döndürmekle ilgileniyorsa, “Hayır, arabayı böyle sürmelisin” diyerek onun oyununu bölmeyiz. Biz de onun yanına oturur, o tekerleklere ilgi gösterir ve o dar ilgi alanından yola çıkarak bir etkileşim penceresi aralarız. Belki o tekerleğin arasına küçük bir engel koyarız, belki tekerlek dönerken eğlenceli bir ses çıkarırız. Amacımız, çocuğun bizi kendi oyun dünyasına almasını ve aramızda o büyülü “iki yönlü iletişimin” başlamasını sağlamaktır.

Tablo: DIR/Floortime ile Geleneksel Yaklaşımların Karşılaştırması

Sürecin farkını daha iyi anlayabilmeniz adına, eski tip geleneksel müdahaleler ile DIR/Floortime yaklaşımının temel farklarını aşağıdaki tabloda derledik:

Karşılaştırma Noktası DIR/Floortime Yaklaşımı Geleneksel (Davranışçı) Yaklaşımlar
Sürecin Lideri Çocuk liderdir, yetişkin onun ilgi alanına katılır. Yetişkin liderdir, çocuğun komutlara uyması beklenir.
Odak Noktası Bağ kurma, duygusal gelişim ve düşünme becerileri. Belirli bir davranışın kazandırılması veya yok edilmesi.
Öğrenme Ortamı Doğal oyun ortamında, yerde, keyifli bir akış içinde. Genellikle masa başında, tekrarlara dayalı ve yapılandırılmış.
Motivasyon Kaynağı İlişkinin kendisi ve oyundan alınan doğal haz (İçsel). Ödül sistemleri (yiyecek, oyuncak, yıldız vb.) (Dışsal).

DIR/Floortime Yaklaşımının Çocuğa ve Aileye Kazandırdıkları

Bu yaklaşım sadece çocuğun dünyasında değil, ailenin dinamiğinde de mucizevi değişimler yaratır. Öyküce Terapi’de yürüttüğümüz süreçlerin sonunda çocuklarda ve ailelerde şu kazanımları gözlemlemeyi amaçlıyoruz:

  • Regülasyon Becerisi: Çocuğun dış dünyadan gelen uyaranları (ses, ışık, dokunma) yönetebilmesi, öfke krizlerinin azalması ve sakinleşmeyi öğrenmesi.
  • Ortak Dikkat ve Etkileşim: Çocuğun, kendi dünyasından çıkıp karşısındaki kişinin gözlerine bakması, gülümsemeye karşılık vermesi ve anı paylaşmaktan keyif alması.
  • Kendiliğinden (Doğal) İletişim: Ezberletilmiş kelimeleri papağan gibi tekrarlamak yerine; ihtiyaçlarını, duygularını ve fikirlerini doğal yollarla (jestler, mimikler veya kelimelerle) ifade etme isteğinin uyanması.
  • Ebeveyn Özgüveni: Ailelerin, “Çocuğumla nasıl oynayacağımı, ona nasıl ulaşacağımı bilmiyorum” çaresizliğinden kurtularak, çocuklarıyla sağlıklı ve eğlenceli bağ kurabilen yetkin ebeveynlere dönüşmesi.

İstanbul Öyküce Terapi’de Süreç Nasıl İlerler?

İstanbul’un karmaşasından uzak, çocuğunuzun kendini güvende hissedeceği Öyküce Terapi kliniğimizde, süreci standart bir prosedür gibi değil, ailenizin bir hikayesi olarak görüyoruz. İlk aşamada uzmanlarımız, çocuğunuzun duyusal profilini ve gelişimsel basamağını detaylı bir şekilde analiz eder. Ardından, sizinle birlikte tamamen çocuğunuza özgü bir yol haritası çizilir.

Unutmayın ki DIR/Floortime sadece klinik ortamında haftada bir iki saat yapılarak mucizeler yaratacak bir yöntem değildir. Bu bir yaşam biçimidir. Bu nedenle Öyküce Terapi olarak en büyük amacımız, bu yaklaşımı ebeveynlere öğretmek ve onlara koçluk yapmaktır. Çocuğun dünyasındaki en önemli iyileştirici güç, annesinin ve babasının onunla kurduğu sarsılmaz bağdır. Biz, sadece o bağı güçlendirmeniz için size doğru araçları sunuyoruz.

Sıkça Sorulan Sorular

DIR/Floortime sadece otizmli çocuklar için mi kullanılır?

Hayır, kesinlikle sadece otizm spektrumundaki çocuklar için değildir. Gecikmiş konuşma, dikkat eksikliği, duyusal işlemleme zorlukları, duygusal ve davranışsal regülasyon problemleri yaşayan veya sadece sosyal becerilerini geliştirmeye ihtiyaç duyan tüm çocuklar için güvenle ve başarıyla uygulanan kapsayıcı bir yaklaşımdır.

Floortime uygulamasına başlamak için belirli bir yaş sınırı var mıdır?

Floortime yaklaşımının bir yaş sınırı yoktur; erken çocukluk döneminden (hatta bebeklikten) itibaren başlayarak ergenlik ve sonrasına kadar uygulanabilir. Her yaşın oyun dinamiği ve ilgi alanları farklı olduğu için, süreç çocuğun o anki yaşının getirdiği ilgi alanlarına (örneğin ergenlikte masa oyunları, sohbetler veya ortak hobiler) göre uyarlanır.

Floortime ile sonuç almak ne kadar sürer?

DIR/Floortime bir sprint (kısa mesafe koşusu) değil, bir maratondur. Süreç, çocuğun bireysel farklılıklarına, gelişimsel zorluklarının derecesine ve ailenin bu yaklaşımı evdeki günlük rutine ne kadar entegre edebildiğine bağlı olarak değişir. Ancak ailelerin, çocuklarıyla çok daha derin ve anlamlı bir bağ kurmaya başladıklarını hissetmeleri genellikle ilk birkaç hafta içinde gerçekleşir.

Bunlar da ilginizi çekebilir

İletişim Formu

Lütfen formu eksiksiz doldurun.
En kısa süre içerisinde Özel Gereksinim Öğretmeni, Okul Öncesi Öğretmeni, Özel Gereksinim Uzman Öğreticisi, İleri Düzey Floortime Uygulayıcısı Öykü Canbolat sizinle irtibat kuracak.
Önemli bilgilendirmeler

Terapi süreci; uygulanacak modele göre farklılık gösterir; ancak temel prensipte, terapinin gidişatı için en belirleyici faktör, ebeveyn-terapist-çocuk işbirliğidir. Çocuğun temel ihtiyaçlarını uzmanın değerlendirmesi, aileye uygun bir yönlendirme yaparak destek sağlaması, çocuğun güçlü ve desteklenmesi gereken yönlerini ebeveyne gerçekçi şekilde anlatması ve ebeveyni de sürecin bir parçası olarak dahil etmesi çok önemlidir. 

Süreçte ailelerin işbirliği, katılımı, istikrarı ve önerileri dikkate alarak uygulamaları terapinin verimliliğini direkt olarak etkiler.

Ebeveynin dahil olduğu bir terapi ortamında,uzman tarafından çocuğun gelişimsel kapasitesi gözlemlenir.  Bu gözlem sırasında formal ve informal değerlendirme biçimleri kullanılabilir. Çocuğun takvim yaşı, gelişimsel yaşı, bireysel farklılıkları, güçlü yönleri, ebeveyn-çocuk ilişkisi, ebeveynlerin beklentileri ve çocuğun asıl ihtiyaçlarının neler olduğu detaylıca görüşülür. Ardından aileye çocuğun ihtiyaçlarına yönelik yönlendirme sağlanır.

Çocuğun gelişimsel kapasitesinin en sağlıklı şekilde değerlendirilmesi için; öncelikle muhakkak ebeveynlerin her ikisinin de katılım sağlaması önemlidir. Çocuğun ebeveyn ile ilişkisi, gelişimsel anlamda çocukla ilgili çok önemli bilgiler edinmemize yardımcı olur. Bunun yanı sıra; ebeveynin tutumu, beklentileri ve regülatif becerileri de üzerine çalışılması gereken alanlar olabilir.

Çocuğun değerlendirme seansı öncesi; fiziksel anlamda iyilik halinde olması önemlidir. Hastalık, açlık, uykusuzluk gibi durumlar çocuğun performansını etkileyeceğinden, bunlara dikkat edilmesi önerilir.

Çocuğunuzun zorlandığı alanları gözlemleyip rehberliğe ihtiyaç duyduğunuz durumlarda, belirli bir yaşa gelmesini beklemenize gerek yoktur. Erken müdahale doğumdan itibaren başlar. Yapılan araştırmalar; beyin gelişiminin en hızlı olduğu 0-3 yaş dönemindeki uygulamaların çok daha etkin ve hızlı sonuç verdiğini ortaya koymuştur.

Çocuğun gelişim süreci, ebeveynden ayrı düşünülemez. Bu sebeple; yapılacak terapi içeriği ne olursa olsun, ebeveynin süreçteki katılımı büyük önem arz eder. Bu anlamda; ebeveynin regülasyonu, motivasyonu, beklentileri ve uyumu terapi sürecinin tam merkezinde yer alır. Amaç sadece çocuğun desteklenmesi değil, ebeveynin ve çocuğun bütüncül olarak kapsanmasıdır.